NEYFORUM-BURSA BULUŞMASI VE TARİHİ BURSA
TARİH: 22-Haziran-2008
SAAT: 11:00
BULUŞMA NOKTASI: EMİRSULTAN CAMİİ VE TÜRBESİ
BİTİŞİĞİNDEKİ BAHÇE
NOT:
1- BULUŞMAYA KATILMA İSTEYENLER NEYLERİNİZ YANIMIZDA OLSUNKİ GİTTİĞİMİZ TARİHİ MEKANLARDA NEY ÜFLEMENİN TADINA VARALIM
2-BULUŞMA NOKTASINDA BİRBİRİMİZİ KOLAY BULMAK İÇİN NEYFORUM.BİZ YAZAN BİR PANKART OLACAK.
3-BERABER NEY ÜFLEYEBİLMEMİZ İÇİN BİKAÇ ESERE HAZIRLIKLI GELİRSEK (TEKBİR-SALAT-I ÜMMİYE-SEGAH PEŞREVİ )ÇOK İYİ OLUR
4-GİDECEĞİMİZ BÜTÜN MEKANLAR BİRBİRLERİNE YAKIN OLDUĞU İÇİN VASITA KULLANMAMIZA GEREK KALMIYACAK.
5-YEMEK-CAY V.B TEMEL İHTİYAÇLAR İÇİN YANIMIZDA 25 YTL CİVARI OLURSA (GÖNÜL İSTERKİ EVSAHİBİ OLARAK TÜMÜNÜ BİZ KARŞILAYALIM, İNŞALLAH İLERİ BULUŞMALARIMIZDA SPONSOR BULABİLİRİZ)
İLETİŞİM: KEMAL AZAK
TEL: PROGRAM GECTIGI ICIN SILINMISTIR
E-MAİL: PROGRAM GECTIGI ICIN SILINMISTIR veya
PROGRAM GECTIGI ICIN SILINMISTIR
GİDİLECEK YERLER
EMİRSULTAN HAZRETLERİ(EFENDİMİZ S.A.V ‘İN TORUNU) CAMİİ VE TÜRBESİ
SAAT -11:00/11:45
Bursa´nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507´de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir.
Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir.
Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır.
Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara´da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa´ya 1391´de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd´in kızı Hundi Hatun´la evlenmiştir. 1429´da vebadan vefat etmiştir.
Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.
YEŞİL CAMİİ VE TÜRBESİ
SAAT:12:00/12:30
Bursa'nin en güzel anitlarindan olanYesil Cami, Sultan II. Murat zamaninda, 1422'de tamamlandi. Ölçülerinin ahenk ve asaleti, kabartma ve süslemelerinin zerafeti ve bollugu, çinilerinin piril piril isildamasiyla ünlü olan Yesil Cami ve onunla birlikte Yesil Türbe, ortaçagin dogudaki en güzel sanat eserlerindendir.
Giris kapisinin üzerinde butlunan kitabede, Ahi Bayazit oglu Vezir Haci Ivaz Pasa'nin, Çelebi Sultan Mehmed'in emriyle bu. caminin planini çizip ölçülerini tespit ettigini ve süslerini ismarladigini okuyoruz. Demekki bu saheserin yapilmasini emreden Sultan Çetebi Mehmet, emri uygulayarak eseri meydana getiren de Haci Ivaz Pasa'dir.
Caminin içinde, üzerleri 12.5 metre çapinda birer kubbe ile örtülü iki sahin vardir. Sahinlarin biri ortada biri mihrab ve minberin bulundugu kisimdadir. Orta sahinda bir sadirvan bulunuyor.
Caminin bütün duvarlari üç metre yüksekligine kadar koyu yesil, açik ve koyu mavi çinilerle kaplidir. Büyük mihrabi bastan basa çinilerle örtülüdür. Mihrabin ortasi bes köseli beyaz, açik ve koyu mavi, siyah ve altin renkli çini kabartmalardan meydana gelmistir.
Bu caminin essiz güzellikteki çinilerini Mehmet Mecnun, tahta oymaciligini ve dogramaciligini Mehmet Tebrizi, süslemelerini ise Ilyas Ali ustalar yapmislardir.
Yeşil Türbe, 1421 yılında yapılan, Bursa Yeşil Camii'nin yanında bulunan Çelebi Mehmet'e ait türbe. Bursa'nın sembolü haline gelen yapı şehrin her yerinden görülebilir.
I. Mehmet Çelebi sağlığında türbeyi yaptırmış, 40 gün sonra da vefat etmiştir. Türbede toplam 9 sanduka bulunur. Dışardan bakıldığında tek katlı görünen türbe, sandukanın bulunduğu salon ve bunun altında yer alan basık tonuzlu mezar kısmıyla beraber iki katlıdır. Sandukanın üzerinde altın yaldızla yazılmış bir de kitabe bulunur. Bu türbenin minari da Hacı Ivac Paşa'dır. Sekiz köşeli bir yapi olan türbenin kubbesi çadıra benzer. Dış duvarlar yeşile çalan çinilerle kaplıdır. Türbenin içi, sandukalar, mihrab, duvarlar, cümle kapisi ile cephe kaplamalari da çiniden yapılmıştır. Kıbleye bakan mihrabi bir sanat hazinesidir. Buradaki çiniler İznik çiniciliğinin şaheser örnekleridir.
Şehrin hemen hemen her tatafindan görülebilecek bir tepeye yapilan türbede Çelebi Sultan Mehmet ile oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kizlari Hafize, Alise ve Daya hatunlar yatmaktadir.
Yeşil Türbe de Yeşil Cami gibi Türkiye'de ortaçağın en mükemmel eseri sayılmaktadır.
TARİHİ IRGANDI SANAT KÖPRÜSÜ
SAAT: 12:45/13:15
Irgandı Köprüsü Bursa kentinde 1442 yılında Irgandılı Ali’nin oğlu Hacı Muslihiddin tarafından inşa edilmiş, 1854 yılında Büyük Bursa Depremi'nde hasar görmüş ve Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Ordusu tarafından bombalanmıştır.
Köprü, 2004 yılında Bursa Belediyesi tarafından yenilenmiş ve kullanıma açılmıştır.
Dünyada, 4 çarşılı köprü vardır:
Irgandı Köprüsü ve diğerleri;
Bulgaristan'ın Lofça kentinde (Osma Köprüsü),
İtalya'nın Floransa kentinde (Ponte Vecchio Köprüsü),
Venedik kentinde (Rialto Köprüsü) köprüleridir.
Çünkü Irgandı Köprüsü, bugün üzerinde ticaretin değil, kültür ve sanatın üretilip icra edildiği ve sergilendiği bir merkez. Deyim yerindeyse köprü, Bursa’nın iki yakasını kültür ve sanatla bir araya getirmeye çalışıyor. Osmangazi Belediyesi, geçen yıl köprünün restorasyonunu bitirdikten sonra burayı şehrin kültürel merkezlerinden biri olması yönünde isabetli bir karar alıp Irgandı’yı bir sanat köprüsü olarak şehrin hizmetine sundu. Bugün köprüde, hat, ebru, tezhip, tespih, ahşap oymacı, Bursa bıçağı ve
metal işleme, İznik çinisi, sedefkâr atölyeleri var. Halen bu atölyelerde çeşitli sanat ve zanaat dallarına mensup usta ve esnaf el emeklerini sergileyip satışa sunuyor ve bu sanatları öğrenmek isteyen gençlere dersler veriyor.
GÖKDERE MEDRESESİ VE KÜLTÜR MERKEZİ
SAAT:13:25/14:10
Bursa merkez Osmangazi Belediyesi tarafından restore edilerek kültürel ve sanatsal etkinliklere açılan Gökdere Medresesi 5 asırlık geçmişiyle Bursalı'ları zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor.
Yıllarca kadın hapishanesi, marangozhane, demirci dükkanı ve depo olarak kullanılan tarihi yapı artık kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği konserleri icra edilen Medrese'de Ud, Keman ve Ney dersleri veriliyor.
Osmangazi Belediyesi Yerel Gündem 21 (OSYEG 21) tarafından işletilen mekanda ayrıca paneller, seminerler ve söyleşiler yapılıyor. Osmangazi Belediyesi'nin çalışmaları sonucu Bursa'ya yeniden kazandırılan tarihi yapıda söyleşi ve dinletilerin yanı sıra, tiyatro oyunları sergilenirken, drama çalışmaları da yapılıyor.
GÖKDERE MEDRESESİ'NDE HER AKŞAM ETKİNLİK VAR
Osmangazi Belediyesi tarafından restore edilerek Bursa'nın tarih hazinesine tekrar kazandırılan Gökdere Medresesi'nde her akşam bir etkinlik yapılıyor.
Sanat Müziği, Tasavvuf Müziği ve Halk Müziği çalışmalarıyla bir musiki okulu niteliğine bürünen Gökdere, kültür ve sanat aşıklarını bir araya getiriyor.
Gökdere Medresesi Kültür-Sanat Merkezi'nde ayrıca söyleşi, dinleti, konser ve çok çeşitli kurslar da düzenleniyor.
GÖKDERE'DE YAPILAN ETKİNLİKLER
Kültür Merkezi'nde her Pazartesi Halk Müziği dersleri, Salı Tasavvuf Müziği dersleri, Çarşamba Sanat Müziği dersleri, Perşembe Halk Müziği dinletisi,Cuma Tasavvuf Müziği dinletisi, Cumartesi Sanat Müziği dinletisi, Pazar günü de Türk Müziği buluşmaları gerçekleşiyor.
ULUCAMİ (TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİ) VE KOZAHAN
SAAT:14:30/15:45
NOT:TARİHİ KOZAHANDA ÇAY MOLASI
Evet başlıkta doğru yazıyor. Ulucami kapalı namaz kılma alanı bakımından Türk Tarihinde yapılan en büyük camidir. Hemen aklınıza Süleymaniye, Sultan Ahmet gelebilir. Fakat o camilerin büyüklüğü duvarlarla çevrili avlu alanlarıyla birliktedir. Ayrıca o camiler tek ve çok yüksek bir kubbe ile örtülü olduğundan çok
geniş bir bir alanı varmış izlenimi verir. Bursa Ulucami ise çok kubbeli ve alçak tavanlıdır. İçinde bulunan çok sayıdaki sütun yüzünden de daha ufakmış gibi hissetmemize neden olabilse de TÜRK TARİHİNİN EN BÜYÜK CAMİSİ halen Bursa Ulucami'dir.
TARİHİ MİNBERİN ÖZELLİKLERİ
Minber bütünüyle kainatı sembolize ediyor. Minberin giriş kapısının üzerindeki kitabede altın yaldızla Osmanlıca olarak, 'Yıldırım Beyazıt Han tarafından hicri 804 (miladı 1402) yılında yaptırılmıştır' ibaresi yer alıyor. Sarmaşık motifleriyle süslü olan tırabzanların sağ çıkış ikinci kolonu üzerinde süsleme motifine uygun
sülüs tarzda yazılmış, Devaklı Abdülaziz oğlu Mehmet işi ibaresi dikkat çekiyor. Sanatkarın bu imzası son yıllarda fark edildi.
Minberin doğu cephesinde, biri dar dikdörtgen, diğeri alanı daha geniş üçgen biçiminde, bir diğeri en altta şerit halinde uzanan taşıyıcı dolap serisi banko olmak üzere birbirine bitişik üç kompozisyon alanı bulunuyor. Üçgen ve dikdörtgen yüze ikisi birlikte Güneş Sistemi'nin kabartma formlarla işlendiği bir alan var. Gezegenlerin her biri yörünge hareketleriyle birlikte küresel kabartma motifler halinde Güneş'e olan uzaklık ve aralarındaki büyüklük karşılaştırmaları da verilerek olması gereken yerlerde.
Gezegenler, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Pluto şeklinde olan Güneş'e uzaklık sıralaması da doğru. Büyüklük mukayesesi de baz alındığında Dünya'dan elli bin defa daha büyük olan Güneş, büyük bir ustalıkla mükemmel şekilde işlenmiş durumda.
Anlaşılacağı üzere dünyanın yuvarlak olup olmadığının bile tartışıldığı bir devirde bir ahşap işçisi bile o dönemde bilinen tüm gezegenleri rasgele bir yıldız olarak değil, güneş sistemimizdeki birer gezegen olarak işlemiş..
Peki o çağda bu bilginin sırrı nedir?
ULUCAMİ'DEKİ HAÇ ve YAHUDİ YILDIZI SÜSLEMELERİ
Ulucami'nin henüz nedeni tam olarak bilinmeyen bir başka özelliği de Kuzeye bakan kapısının sol üstündeki pencerenin üst kemerinde bulunan süslemeleridir.
Bu pencereye baktığınızda muntazam kesilmiş 3 tane şekil var. Bildiğimiz HAÇ, Yahudi Yıldızı ve henüz neyi sembolize ettiği bilinmeyen bir şekil. Aynı şekilde Kuzey Kapısının solundaki minarenin yanında bulunan pencerenin parmaklıkları diğerlerinden farklı olarak HAÇ şeklindedir. Etrafı da kilise mihrabı tarzında ve beyaz mermerdendir. Bunlarla ilgili çok söylenti var ama bulunan tek tarihi bilgiye göre 1860lardaki büyük depremde hasar gören caminin yapımı için dönemin Yahudi ve Hıristiyan bankalarından borç istenmiş.
Onlar da borç yerine hibe vereceklerini ama pencerelerde böyle süslemeler yapılmasını istemişler. Mecburen kabul edilmiş fakat sonradan oyuna geldiklerini anlayan devlet yöneticiler bir tanesindekini bilerek bırakmak şartıyla diğer süslemeleri sildirmişler. Kalanı da "en kötü günümüzde bile çıkarcılık yapmaktan çekinmeyenlerin olduğunun ibreti olsun" diyeymiş. Diğer Haç şeklindeki parmaklıkların durumu bilinmiyor.
KABE KAPISININ ÖRTÜSÜ
Bugünkü bulunduğu yer: Hutbe'nin sağ tarafında büyükçe biraz yüksekçe bir yere asılmıştır. Sadece Siyah bir örtü görünümündedir. Çoğu kişi ne olduğunu bilmez.
Yavuz Sultan Selim, Mısır seferini kazanıp hilafeti ve kutsal emanetleri aldığında aynı zamanda Mekke'nin onarımını da yaptırmaya
koyulmuştu. Bugünkü Orta ve Doğu Anadolu'yu kapsayan DERSİM adlı eyaletin tüm vergi gelirlerini de MEKKE'ye vakfetmiş, bu eyaleti diğer her türlü vergilerden muaf tutmuştu. Taki devlet yıkılana kadar.
İşte bu gelirler ile yeniden imar edilen KABE'nin örtülerinin değiştirilmesi istenmişti. Bu sırada eski örtü İstanbul'a yollanırken Kabe'nin kapısının örtüsü ise BURSA Ulucami'ye hediye edilmişti. Bizzat Sultan Selim kendi elleriyle taşıyıp Camiye asmıştı.
Aslında Bursa'ya geldiğinde üzerinde saf altını iplik haline getirerek dokunmuş çeşitli ayetler çok rahat bir şekilde görünüyordu. Yunan işgali yıllarında dahi altın maddesinin kararmama özelliği yüzünden parlak şekilde duruyor olmasına rağmen sonraki yıllarda UluCami'de yapılan hatalı restorasyonlar sonucu cami rutubet almış ve yüzlerce yıl boyunca sapasağlam duran bu altın işlemeler dökülmüşlerdir. Bugün üzerindeki işlemeleri ancak parlak ışık altında seçebilmek mümkündür.
İSLAM'DA MAKAM BAKIMINDAN 5. MERTEBEDE
Ulucami'nin bir diğer büyük özelliği ise yine en çok BURSA halkının bilmediği 5. mertebede olmasıdır.
İslam'da en yüksek mertebeli ibadethane Mekke'deki Mescid-i Haram'dır. Diğer Sıralama ise şöyle..
1. Mescid-i Haram (Mekke)
2. Mescid-i Nebevi (Medine)
3. Mescid-i Aksa (Kudüs)
4. Emeviye Camii (Şam)
5. Bursa Ulucami / Diyarbakır Ulucami
Bu arada özellikle belirtmeliyim ki 5. lik konusundan Diyarbakır Ulucami için de aynı durumdan bahsedenler var. Diyarbakır Ulucami ise Anadolu'da yapılan ilk cami özelliğindedir ve Şam'daki Emeviye Caminin benzer planlısıdır.
Fakat Bursa Ulucami'nin en yüksek 5. Mertebeli cami olduğuna dair pek çok din aliminin ve evliyanın sözleri ve yazdığı eselerde açıkça görünmektedir.
En bilinenleri;
İsmail Hakkı Bursevi, Molla Gürani, AKŞEMSETTİN, Molla Fenari, Emir Buhari (Emir Sultan), Somuncu Baba, Mehmet Emin Tokadi, Aziz Mahmut Hüdayi... Bu kişilerin eserlerinde ve çeşitli konuşmalarına ait kayıtlarda bu konuda İTTİFAK içinde (hemfikir) olduklarına dair açık kayıtlara rastlanmıştır.
Aslında içindeki hat örneklerinin anlamları, bugün artık bulunmayan Hünkar Mahfili ve kapısı, Duvarlarındaki halkaların ne olduğu? neden ahır ve depo olarak kullanıldığı? Ulucami'nin bahçe kısmı artık neden yok? medreselerine ne oldu? gibi konuları da var ancak yazı çok uzadı. O yüzden onlara değinmiyorum.
Emin olun ki Bursa Ulucami belki Sinan'ın Selimiye'si kadar ihtişamlı değil ancak onunla yarışır ölçüde büyük bir mabeddir.
KOZAHAN
• İpek böceği kozaları yakın zamanlara kadar burada satın alındığı için Kozahan adını almıştır.
• Tarihte, İpekyolu’nun Anadolu’daki en önemli duraklarından birisi olmuştur; çarşıda halen ipek ticareti yapılır.
• Dikdörtgen bir avlunun çevresinde yer alan iki katlı bir yapıdır; 95 odalıdır.
• Hanın içinde geniş bir avlu, avlunun tam ortasında küçük bir mescit vardır. Mescit ayaklar üzerinde durur, altında bir şadırvan bulunur. Bu şadırvan, hanın simgesi haline gelmiştir.
• Yaz aylarında bu avluda oturup çınar gölgesinde çay-kahve içmenin tadına doyulmaz. Hanın doğusunda ahır ve depoların bulunduğu ikinci bir avlulu bölüm vardır.
• Kozahan'ın mimarı Abdül ula bin Pulat Şah’tır. 2. Beyazit tarafından yaptırılmıştır. 1490 yılında başlayan inşaat 1491 yılında tamamlanmıştır. Avludaki mescit ise 1493 yılında yapılmıştır.
• Çeşitli dönemlerde;Ceddid-i Evvel, Şimşek Hanı Sırmake Hanı, Beylijk Kervansarayı, Beylik Hanı Cedid-i Amire ve Yeni Kervansaray adlarıyla anılmıştır.
• Kozahan, Uzunçarşı’ya mavi çinilerle süslü bir taçkapısı ile açılır.
• Kozahan'ın önünde bir park, arkasında ise Hanlar Bölgesi (Pirinç Han, Fidan Han, Emir han ve benzeri hanlar)'dir.
KARABAŞ-İ VELİ DERGAHI KÜLTÜR MERKEZİ
SAAT:16:10/17.10
NOT:BU MEKANDA BERABER NEY ÜFLEYECEĞİZ. TEKBİR-SALAT-I ÜMMİYE GİBİ HEPİMİZİN İCRA EDEBİLECEĞİ ESERLERİ
1550 yılında ölen Yakup Çelebi tarafından kurulmuştur.
Bu kişinin, Kur'an'ın okunma üslüplarını anlattığı Tecvid ilmine yönelik "Tecvid-i Karabaş" (Karabaş Tecvid'i) adlı bir kitabı bulunduğu için tekke Karabaş adını almıştır. Tekke, dikdörtgen bir alan üzerine Semahane ile aynı yapı tekniğinde yapılmıştır. Kubbe ve çevresindeki ahşap işçilik dönemin en güzel örneklerinden biri olmuştur.
Mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ait olan yapının toplam alanı 1720 m2'dir
Restorasyonu tamamlanan Karabaş-i Tekkesi temsil ettiği kültür ile özdeşleşen Mevlevi Kültürü’nün doyasıya yaşandığı bir mekan olarak hizmet vermektedir
Tarihi Karabaşi Veli Tekkesi Sadece Türkiye'nin Değil Avrupa'nin En önemli Tarihi Kentlerinden Biri Olan Bursamizda Bulunmaktadir. Mülkiyeti Vakiflar Müdürlüğüne Ait Olan Ve Toplam Alani 1.720 Metrekare Olan Yapinin, 1.380 Metrekaresi Bahçe, 100 Metrekaresi Ise Tekke Binasindan Oluşmaktadir. Yapida 200 Metrekare Büyük Müştemilat Ve 30 Metrekare Alanda Da Küçük Müştemilat Yer Aliyor. Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait bina restore et-işlet devret yöntemiyle restorasyonu için 2000 yılında belediyeye tahsis edildiği açıklandı. 16. yüzyılda Yakup Çelebi tarafından yaptırılan ve ünlü Karabaş tecviti'nin de oluştuğu tekke, 19. yüzyıldan itibaren Kadiriye Tarikatı'nın Eşrefiye koluna bağlı şeyhler tarafından idare edildi. 1925 yılında tekkelerin kapatılmasından sonra semahanesi bir müddet idman yurdu, diğer kısımları ise ev olarak kullanılan binanın Bursa'da günümüze kadar ayakta kalabilen ender dergahlardan olduğu ifade edildi. Miladi 1851 tarihli kayıtlardan dergahın, semahane şeyh odaları, iki derviş odası, misafir odaları, sofa ve abdesthane gibi kısımlardan meydana geldiği anlaşılırken, semahanenin ikinci Mahmut devrinin kabul gören ampir üslubuyla inşa edildiği belirtildi. Semahanenin doğu tarafında yer alan hazirede dergahta görev yapan meşayıhın yanı sıra Bursa'da resmi görev yapmış olan zevat ile onların eşlerine ait kabirler bulunmaktadır.
Dergâhın kuruluşundaki orijinal yapıları günümüze gelememiştir. Bugünkü semâhâne ise, kubbe kasnağındaki Fetih sûresinin sonunda yer alan Mehmed Karamanî imzalı kitabe altındaki (h.1238/m.1822) tarihinde yapılmıştır(H.1267/m.1851) tarihli kayıtlardan dergâhın; semâhâne, şeyh odaları, iki derviş odası, misafir odaları, sofa ve abdesthâne gibi kısımlardan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Semâhâne; II. Mahmud devrinin kabul gören ampir uslûbuyla inşa edilmiştir. 9.33x11.52 m ebadındaki ana duvarlar ahşap dikme, payanda ve çatkılarıyla hazırlanmıştır. İç mekân, küpeşte parmaklıklarla dairevî bir hal alıp, sekiz ahşap sütun ile desteklenen ahşap kubbe ile zenginleştirilmiştir. Semâhânenin ve diğer kısımların çeşitli zamanlarda tamir edildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır
Restorasyonu tamamlanarak Bursalılar'ın hizmetine sunulan Karabaş-ı Veli Dergahı, semazenlerin her akşam yaptığı Sema gösterileri ile büyük ilgi görüyor. Dergah, Mevlana Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği ve Osmangazi Belediyesi işbirliği ile yılın 365 günü akşamları yapılan Sema gösterisi nedeniyle her yaştan izleyici ile dolup taşıyor.
TOPHANEDE YEMEK (GELENEKSEL BURSA KEBABI v.b)
SAAT: 17:45/18:30
TOPHANE’DEN BURSA MANZARASI İZLEME
SAAT: 18:30/18:50
TARİHİ BURSA SURLARINDAN GEÇEREK HARAÇÇIOĞLU MEDRESESİNE ULAŞMA
SAAT: 18:55
HARAÇÇIOĞLU MEDRESESİ VE KÜLTÜR MERKEZİ
SAAT: 19:15/19:45
• Bursa'nın en eski yerleşim yerlerinden olan Kavaklı Caddesi'nde zaviye veya nakşibendi tekkesi olarak yapılmış, 1852'de medrese haline çevrilmiş ve değerli bir kütüphaneyi barındırımış tarihi bir yapıdır. Günümüzde restore edimiş ve Osmangazi Belediyesi sosyal tesisi olarak hizmete girmiştir.
• Medrese, 110 metrekarelik bina ve 115 metrekarelik bahçeden oluşur.
• Bir zamanlar Orhan Kütüphanesinden sonra Bursa'nın ikinci büyük kütüphanesi olan Haraççıoğlu Medresesi Kütüphanesi, sonradan Orhan Kütüphanesi ile birleştirilimiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında kütüphanede 1566 kitap bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde kitapların çoğu İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi'nde yer alır.
• Yapı, Bursa'daki Hristiyanlar'dan haraç ve cizye vergilerini topladıkları için Haraççıoğlu veya Cizyederzade olarak anılan bir aile tarafından yaptırılmıştır. Haraççıoğlu Ailesi, 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Bursa ayanlığını yürütmüş yani halk ile devlet arasında irtibat sağlama işlevini yüklenmişlerdi. O yıllarda ordunun peksimet ihtiyacını karşılayan Bursa'ya peksimet talebi Bursa Ayanı'na iletilirdi. Bursa ayanlığı, Haraççıoğulları'nın görevden ayrılması ile kaldırılmış ve işler kurulan bir heyet tarafından yürütülmeye başlamıştı. Zaviyeyi yaptıran Cizyederzage Hüseyin Ağa ile ilerki yıllarda zaviyede görev yapan diğer şeyhler Kavaklı Caddesi üzerindeki Dar'ul Kura Camii bahçesine gömülmüştür.
• Medresenin haziresinde Cizyederzade ailesi bireyleri ile Rumeli Fatihlerinden Hacı İvaz Paşa'nın mezarı bulunur.
TARİHİ SURDAN MERDİVENLERLE İNEREK BALİBEY HANINDAKİ GEZİNTİDEN SONRA GÜN BİTİMİNİ HANIN 3.KATINDAN İZLEYİP,TÜRK KAHVESİ YUDUMLAYARAK DEĞERLİ DOSTLARIMIZLA KAPANIŞ SOHBETİ GERÇEKLERŞTİRMEK
SAAT: 20:15/…
Bursanın merkezinde yıllardır metruk bir şekilde kaderine terk edilen Osmanlının ilk 3 katlı çarşı olma özelliğini taşıyan Balibey Han, restorasyon çalışmalarıyla eski ihtişamına yeniden kavuştu. 500 yıllık tarihi han, yenilenen yüzüyle Bursanın tarihi aksında Osman Gazi ve Orhan Gazinin türbelerinin bulunduğu bölgeye ayrı bir güzellik kattı. Restorasyon, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce yapıldı. Bursanın tarihi miraslarından Balibey Hanını hizmete açılmasıyla, kentin merkezinde yıllardır çöküntü görünümündeki bir yerin daha Bursaya kazandırıldı. Balibey Hanın ilk katında restoran, ikinci katında el sanatları sergi alanları, üçüncü katında da Türk kahvesi yer alıyor.
SUNUMU HAZIRLAYAN: KEMAL AZAK (NEYZEN KEMAL)