Hosgeldiniz! Anonymous
Özel Arama

Bûselik Makamı

Makamlarla ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz.

Bûselik Makamı

İleti neyhane » 26 Arl 2011, 21:45

Bûselik makamı
buselik.jpg
buselik.jpg (20.4 KiB) 3044 defa görüntülendi

Müzikolog Fikret Kutluğ, Türk Mûsikisinde Makamlar adlı fevkalade önemli eserinde Bûselik makamı ile ilgili oldukça geniş değerlendirmelerde bulunuyor. Kitabından olduğu gibi naklediyoruz.

Buseliğin musiki tarihi içinde geçirdiği lahnî değişiklikler, her devrin kendi görüşüne uygun olarak ele alınmış ve tatbik edilmiştir.

a) Sistemci okulun -III. Sultan Selim Han dönemine gelinceye kadar- Hüseynî makamını Bûselik içinde ayrılmaz bir lahnî yapı olarak görmesi Hüseynî perdesinin her iki makamda müşterek güçlü oluşundan ve aynı zamanda dizilerinin birbirilerine yakınlığından doğmaktadır. Gerek hemen zeminin girişinde, gerekse lahnî yapının icrasından sonra Hüseynî gösterilmesi ve yaygın gezintiler yapılması güçlülerinin müşterek oluşuna bağlıdır.

b) Rauf Yekta Bey okulunda seyir ve çeşni hakkında gerekli bilgi verilmediği için derinliğine bir incelemede bulunmamız mümkün olmamaktadır.Ancak, Arel okulunun tiz dörtlüde gösterdiği Hicaz dörtlüsü, Rauf Yekta Beyde Kürdî olarak tesbit edilmiştir. Bu tesbitin mucip sebeplerini Rauf Yekta Bey açıklamamıştır. Biraz ileride bu konuya tekrar geleceğiz.

c) Arel okulunda, dizide tiz dörtlünün Hicaz dörtlüsü olarak gösterilmesinin mucip sebepleri açıklığa kavuşturulmamışlar. Nazari sistemlerin kuruluşlarında ve sonuçların alınmasında tatbikat esas alınır. Uygulamalar gözönünde tutularak sistemin kurulması bu formülasyon içinde tahakkuk ettirilir ve tesbit olunabilir. Bu değişmez bir kuraldır. Arel sistemindeki Buseliğin tiz dörtlüyü teşkil eden Hicaz dörtlüsünün yerleştirilmesindeki mucip sebep de bu kural içinde yerini almak zorundadır.

Halbuki, 17. asırdan beri elimize kadar erişebilmiş eserlere baktığımızda sözlü eserlerin zemin ve terennümleri ile peşrevlerin l. hane ve mülazimelerinde Hicaz dörtlüsünün kullanılmadığını ve dolayısı ile Hicaz çeşnisinin bulunmadığını görüyoruz. Arel sisteminde Buseliğin tiz dörtlüsü olarak gösterilen Hicaz dörtlüsünün eserlerde kullanılmadığı tesbit edildiği halde, niçin Buseliğin tiz dörtlüsü olarak gösterildiğinin mana ve ehemmiyeti anlaşılamamıştır. Kanaatimizce bu tesbit isabetsizdir.

Elimize kadar gelebilen klasik formdaki eserlerden (kâr, beste, peşrev vb.) yalnız iki tanesinde, Nazîm'in zencir usulündeki bestesi ile kemençeci Nikolaki'nin muhammes usulünde bestelediği Bûselik peşrevinde (örnek olarak verdik) Şehnaza bir geçiş görülmekte, diğer eserlerde hâkim olan geçki Hüseynî olmaktadır. Bu uygulamalar, Şehnaza geçkinin önem taşımayan azlığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

d) Bûselikte şimdiye kadar müzikologlar tarafından -ne sebeple bilemiyoruz- anlatım ve incelenmesi yapılmamış, bütün eserlerde bulunan ve Hüseynî geçkisinden daha fazla işlenmiş bir lahnî yapıyı ele almak istiyoruz.

Bûselikten bestelenmiş istisnasız bütün eserlerde, Çargâh perdesinde duruşlar ile Rast perdesinin ısrarlı olarak gösterilişinin ve yine ısrarlı olarak asma kararlar verilişinin bir sebebi ve zorunluğu var mıdır?

Bu sorunun cevabına geçmeden evvel, Bûselik makamına giriş şekillerinden söz etmemiz icap ediyor. Bestekârlarımız, besteledikleri eserlerinin girişlerinde (zemin başlangıcında) genelde iki giriş yolunu uygulamışlardır.

1- Güçlü olan Hüseynîden başlama
2- Rast-Çargâh dörtlüsü ile başlama

Dikkat edilirse, güçlüden başlama, makamlarda uygulanan yollardan biri olması itibari ile tabii sayılır. Ancak, Bûselikte Rast-Çargâh dörtlüsü içinde (özellikle Rast üzerinde kurulu Nigâr dörtlüsü) başlamada bir başka sebep bulunduğu kanısı hasıl olmaktadır. Bu tür makama girişte, güçlüye doğru bir seyir yapılsa da Çargâh etrafındaki seyirlerin devam ettiği görülmektedir. Eserlerde Buseliğe durak perdesinden giriş istisnai bir başlamadır. Genel olarak başlama şekli güçlüden ve güçlü kadar kuvvetli olan Çargâhta oluşmaktadır. Bestekâr eserinin zemininde ve 1. hanesinde Çargâhtan eseri başlatmamış ise, biraz sonra lahnî yapıyı Çargâha getirecek, Çargâh ve Rast her halde gösterilecek ve asma kararlar verilecektir.

Çargâh üzerindeki ve Nigâr dörtlüsü içindeki bu seyirler, bize bir başka çeşniyi duyurmakta ve bu çeşni, Bûselik çeşnisinin dışında bir çeşni olarak kendini göstermektedir. Bestekârlarımız Bûselikten eserler verirken veya bir icracı taksim yaparken, niye bu çeşniyi vurgulamak ve göstermek, diğer bir deyimle duyurmak zorunda kalmaktadırlar?

Kanaatimizce bunu şöyle açıklayabiliriz:

Bûselik makamındaki pest beşlisinin sesleri -Rast da dahil olmak üzere-Rast, Dügâh, Bûselik, Çargâh, Neva ve Hüseynîdir. Bu perdeler aynı zamanda Rast üzerinde kurulmuş Nigâr dörtlüsünün de perdeleridir ve bir ortak ses düzeni söz konusudur. Bûselik icra edilirken bu seslerde de dolaşımlar yapılmaktadır. Ancak, Nigâr dörtlüsünün sesleri içindeki seyirlerde kulağımıza başka bir çeşni aksetmektedir. Bu çeşni, bizi Sûzidilârâ ve Nigâr makamlarına kadar götürmektedir. Sûzidilârâdan çok Nigâr çeşnisinin hâkim olduğu seyirlerde bestekârlarımız Rast-Çargâh-Hüseynî bölgesi içindeki sesleri kullanmışlar, ancak Bûselik çeşnisini vermeden Nigâr makamını göstermişlerdir. Nigâr makamının güçlüsü Çargâhtır ve Nigâr makamı Çargâh açarak seyre başlar. Karar perdesi Rasttır ve (geçkiler hariç) Segah kullanmaz .

Kadim musiki erbabından son elli seneye gelinceye kadar Bûselikten bestelenmiş hemen bütün dini ve ladini eserlerde Çargâh perdesi güçlü imiş gibi kullanılmış ve Nigâr makamına bu sesin yol göstermesi ile geçilmiş ve işlenmiştir. Aslında Buseliğin yapısında Nigâr makamı olmadığı düşünülebilir, fakat bu makam o kadar Buseliğe yaklaştırılmış ve birleştirilmiştir ki, bu iki makamın birbirinden ayrı mütalaa edilmesi düşünülmez olmuştur. Elimizde bulunan bütün eserlerde makam zeminde veya 1. hanede veya 2. hanede seyirleri yapılarak gösterilmiştir. Biz, kudemanın Hüseynîyi Buseliğin içinde takdimini, diğer bir ifade ile tanıtımını belirten zemin ve 1. hanede gösterilişini, makamın bünyesi içinde olabileceği düşüncesinden hareket ederek göz önüne almış idik. Ancak, daha sonraları bu tür bir geçkinin eserlerde çok az yapıldığını, hatta hiç yapılmadığını gördük ve anladık ki Hüseynî yalnız bir geçkiden, fakat önemli bir geçkiden ibarettir.

Nigâr makamının bütün eserlerde kullanılması, Çargâh perdesi gösterilmeden Bûselik çeşnisinin verilmesinin mümkün olmayışı bizi Nigârın Bûselikte nasıl kullanıldığının araştırılmasına götürdü.

Böylece eserlerin Nigâr yönünden tetkiki ile Bûselikte Nigârın bir geçkiden çok, bünyeye dahil bir makam olduğu sonucuna vardık.

Çünkü anahtar görevini yapan Çargâh perdesi ile Nigâra geçilmekte, Nigâr çeşnisi belirtilerek, bazen uzun bazen kısa lahnî yapılar içinde Nigâr makamı bütün Bûselik eserlerde işlenmektedir.

Ekrem Karadeniz'in, Çargâh üzerindeki geçkinin Acem makamının icrası niteliğinde olduğuna işaret ettiğini biraz yukarıda açıklamıştık. Gerçi Rast üzerine yerleştirilmiş Acem makamının dizisi ile bir ortaklık gösteren Bûselik dizisinin bu makamla ilişki içinde olduğu düşünülürse de, seyir ve çeşninin Acem makamının seyir ve çeşnisine uymadığı görülür. Bu itibarla bir Acem makamı geçkisi söz konusu olamaz.

Arel sisteminin basit makam saydığı Bûselik makamı, bu inceleme sonucunda mürekkep bir makam niteliği göstermektedir.

Diğer taraftan, Buseliğe mürekkep makam niteliği kazandıran ve uygulanan bir başka perde (ses) vardır. Bu perde Nim Zirgüle perdesidir (Sol bakiye diyezi). Bu perde makamın Dügâhta asma ve nihai kararlarında kullanılmaktadır. Makamın bünyesi içinde Nim Zirgüle perdesi var mıdır?

Bu sorunun cevabı Arel okuluna göre kolaylıkla verilebilir:

Makamın tiz dörtlüsü Hicaz dörtlüsüdür ve Nim Şehnaz perdesinin simetriği de Nim Zirgüle perdesidir. Bu itibarla makamda bulunan bir perdedir.

Rauf Yekta Bey ise, Buseliğe ilişkin olarak verdiği şemada tiz dörtlüyü Hicaz değil, Kürdî olarak tesbit etmiştir. Bu durumda Nim Şehnaz perdesi makamın dizisi içinde yoktur .İlave bir sestir.

Biz de Rauf Yekta Beyin görüşünü paylaşıyoruz. Bûselik eserlerde görülmeyen Nim Şehnaz perdesinin kararlarda varmış gibi gösterilmesi, tekniğe uymayacağı gibi, aslına da aykırı düşmektedir. Bu itibarla karara etki yapan ve çoğu zaman kullanılan Nim Zirgüle perdesi makamın bünyesinin dışında bir perdedir ve kararlarda rol alıp kullanılması makamı mürekkep duruma getirmektedir.

Bûselik, inici-çıkıcı bir seyir gösterir. Karar perdesi Dügâh, güçlüsü Hüseynî ve tiz durağı Muhayyerdir.

Abdülbaki Nasır Dede Buseliğin tarifini şöyle vermektedir: "Hüseynî perdesinden âgâz idüp Neva ve Çargâh ve Bûselik ve Dügâh perdesine, bade yine Dügâh perdesine gelip anda karar eder."

Bu tarif oldukça yeterli ise de kanaatimizce eksik sayılır. Çünkü Bûselik içinde görülen ve çeşniyi tamamlayan Nigâr makamı göz önünde tutulmamış, makamı teşkil eden bir unsur olarak görülmemiştir.

Güçlüden başlamada, güçlü perdesi olan Hüseynî etrafında seyirler yapılır. Güçlü, aynı zamanda önemli bir asma karar perdesi görevini de yapar. Güçlü etrafında yapılan seyir içinde Çargâh perdesine pestleştirilir. Çargâhta vurgulamalar ve asma kararlar verilir. Bu arada bestekârlarımızın beğenip kullandıkları Çargâh üzerinde Nikriz geçkileri görülür. Hüseynî etrafındaki seslerde dolaşılırken, bestekârlarımızın niçin Hüseynî makamına sıkça ve yeterli geçkiler yaptıklarının sebeplerini yukarıda açıkladığımız için burada tekrar etmiyoruz.

Rast-Çargâh bölgesi içinde Nigâr dörtlüsü üzerinde başlamalarda ise, Nigâr makamı, lahnî yapının seyir durumuna göre uzun veya kısa olarak gösterilir, aynı zamanda Nigâr makamının bünyesinde bulunan Hüseynî perdesinde vurgulamalar ve asma kararlar verilir.

Burada elimizde bulunan klasik formdaki eserler üzerinde biraz durmak zaruretini duyuyoruz.

Elimizde bulunan sözlü eserler ile saz eserlerinde (tetkike tabi tuttuklarımız 17 parça eserdir) Nigâr makamı esaslı bir şekilde ele alınmış, eserlerde işlenmiş ve Buseliği teşkil eden diğer bir makam olmuştur. Saz eserlerinde (özellikle peşrevlerde) 2. haneler çoğu zaman asıl makama tahsis olunurlar. Bestekârlarımız bu şekli benimsemiş ve usul haline getirmişlerdir. Tetkik ettiğimiz Bûselik peşrevlerde bu tür bir uygulamayı görüyoruz. Mesela Benli Hasan Ağa Bûselik peşrevinde 1. hanede gösterdiği Nigârı 2. hanede daha uzun ve çok sanatlı bir tarzda işlemiştir. Şerif Çelebi, 2. haneyi Nigâra tahsis etmemiş ise de, mülazimede göstermiştir. I. Sultan Mahmud Han, 1. hanede Nigârı çok güzel ve uzun lahnî yapılar içinde göstermiştir. Kantemiroğlu, 1. hanenin girişini Nigâr ile başlatmıştır.

Sözlü eserlerde de Nigâr işlenmiştir. Itri'nin hafif bestesi Nigâr bir giriş ile başlamaktadır. Seştari Murad Ağa'nın Bûselik karçesinde terennüm kısmında Nigâr makamı çok göz alıcı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Dedenin Kâr'ı dikkat çekici bir Nigâr girişle başlamaktadır. Bolâhenk Nuri Beyin Bûselik âyin-i şerifi ve peşrevi Nigâr açarak başlamaktadır. Bu misalleri çoğaltabiliriz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Bûselik makamı musiki tarihimiz boyunca büyük değişiklikler göstermiştir. Lâdikli Mehmed Çelebi'den sonra Hüseynî makamı Buseliğe eklenmiş ve gösterilmiştir. Ancak, bu devir dahil, bugüne kadar Bûselik eserlerde değişmeyen ve Buseliğin çeşnisinin meydana getirilmesinde varlığı zorunlu olan Nigâr makamı lahnî yapıda yer almış, makam iki ayrı dizinin birleşmesi ile hasıl olmuştur: Bûselik ve Nigâr.

Diğer taraftan III. Sultan Selim Han devrine gelinceye kadar pek çok eserde yeden perdesi olarak kullandığımız Nim Zirgüle perdesi (Sol bakiye diyez) kullanılmamış, eserler yedensiz olarak tamamlanmıştır. III. Sultan Selim Han devrinden sonra Nim Zirgüle perdesi hemen bütün Bûselik eserlerde kullanılmaya ve kararlar yedenli olarak verilmeye başlanmıştır. Sebeplerini henüz bilemediğimiz bu değişiklik tetkike muhtaç bir konu olarak önümüzde bulunmaktadır.

Bestekârlarımız, Nigâr makamım, Buseliğin ayrılmaz bir lahnî yapısı olarak görmüşler ve seyir sırasında her halde uygulamışlar, Buseliğin çeşnisinin belirtilmesinde gerekli bir lahnî yapı olduğunu göstermişlerdir.

Bu tetkiklerimize göre, Bûselik makamının dizisi, şu şematik tablolardan oluşmaktadır:

Buseliğin seyri esnasında, Hüseynî tizindeki seslerde Kürdî geçkisi içinde dolaşıldığı gibi, eski musikicilerimizin Hüseynî makamı üzerinde ısrarla durmaları gözden kaçırılmamalıdır. Çok az olarak -önemsiz derecede- Şehnaz gösterilmektedir. Makam Tiz Bûselikten sonra daha tizlere az çıkmakta, bu tizleşmelerde Bûselik değil, bestekârın arzuladığı diğer bazı münasip makamlar kullanılmaktadır. Mesela, çoğu zaman Mahur ve Tahir gibi.

Bûselik, peşte doğru bazen Hüseynî Aşiran üzerinde Hicaz veya Nigâr içinde karar seyri göstererek geçki yapmak sureti ile genişleme gösterirse de, genelde Nim Zirgüleden daha peşte doğru bir genişlemede bulunmadığı görülür.

Buselik donanımda, hiçbir arıza işareti konulmadan gösterilir.

Kaynak:http://www.turkmuzigi.web.tr/makam/594-buselik
Koskoca Alemde Yalnız Bir Kulum!
Kullanıcı avatarı
neyhane
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
 
İleti: 1181
Kayıt: 28 Mar 2011, 20:57
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: İstanbul-I (Avrupa)
Bulunduğu_ilçe: * Beylikdüzü İlçesi
Dogum_Tarihi: 06 Mar 1987

Türk Müziğinde Makamlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir