Hosgeldiniz! Anonymous
Özel Arama

BeyâtîMmakamı

Makamlarla ilgili bilgileri burada bulabilirsiniz.

BeyâtîMmakamı

İleti neyhane » 26 Arl 2011, 21:49

Beyâtî makamı
beyati-makami.jpg
beyati-makami.jpg (15.75 KiB) 2754 defa görüntülendi

Bugün kullandığımız beyâtî makamının dizisi aynen uşşak dizisi gibidir. Bu müşterek dizi içinde Beyâtî makamının çeşnisinin belirtilmesi, Beyâtînin kendine özgü seyirlerinden doğmaktadır. Türk musikisinin seslerine yabancı olmayan bir kulak, bu iki makamı ayırt etmekte pek güçlük çekmez. Musikimizle meşgul olanlar ise, daha çabuk ve sağlıklı olarak çeşniyi sezerler ve ismiyle söylerler. Beyâtî inici- çıkıcı bir seyir gösterir.

Beyâtî eserler incelendiği zaman görülür ki, güçlü, karar ve tiz durak perdeleridir. Bu bakımdan bir ayrıcalık görülmez. Neva perdesi, Beyatide, makamın yürürlüğünü sağlayan perde olarak büyük önem taşır. Çünkü, seyirler sırasında, çeşninin verilmesinde gerçek bir rolü vardır. Neva etrafında ve tizindeki Buselik beşlisi içinde yapılan dolaşımlarda, nevaya gelindiği zaman, Çargâh perdesi gösterilerek neva da verilen asma kararlar Beyâtî çeşnisini göze batar derecede belirten ve duyuran kararlardır. Bu tür bir icra, beyâtînin özelliklerinden biridir. Nevanın tizindeki perdelerden nevaya düşüldüğü zaman, çargâh perdesi gösterilerek nevada asma kararlar verilmesi, bestekârlarımızın uygulandıkları adeta vazgeçilmez bir icra şekli olarak görülür. Bu tür bir icra bur usul halinde devam ettirilmiştir.

Diğer bir özellik de, neva üzerindeki buseliğin üçüncü perdesi olan acem perdesine yapılan vurgulamalardır. Bu vurgulamalar kısa asma kararlar şeklinde de olabilmektedir. Burada şu som hatıra geliyor. Acaba, beyâtîde acem perdesinin güçlü gibi bir görevi var mıdır? Bunun cevabı hayırdır. Öyleyse neden sık sıkı acem perdesi gösterilmekte ve üzerinde durulmaktadır? Bu tür bir icra şekli, acem perdesinin aynı zamanda diğer iki makamını çok önemli bir perdesi olması sebebiyledir. Bu makamlar, acem ve buselik makamlarıdır. Evvela, Acem makamı üzerinde biraz duralım: Acem makamının tiz durağı acem perdesidir. Makam çargâh- acem dörtlüsü içinde ilk seyirlerini gösterir. Beyâtîde acem perdesi gerçi tiz durak görevini kaybetmiş ise de acem perdesinin sıkça gösterilmesi acem makamımna bir yakınlık duyması bu yüzündendir. Ancak beyâtînin acem perdesini sıkça göstermesi durumunda, bu kalışlar devamlı olduğu takdirde, acem makamına bir geçkiyi göstermesi itibari ile, beyâtîden ayrılmış ve acem makamı çeşnisi içine geçilmiş olur. Bu sebeple, bestekârlarımız, acem perdesini sıkça göstermelerinde, bu icrayı vurgulama biçiminde yapmışlar, Acem makamı çeşnisini vermemeye dikkat etmişlerdir. Acem perdesi aynı zamanda buseliğin üçüncü sesidir.

Buselik makamında, nigâr makamının rolü vardır. Nigâr makamının çargâh perdesine göçürülmüş şeklinde (şeddinde) acem perdesi, nigârın güçlü perdesi olmaktadır. Bu sebeple, Buselik eserlerde ve gösterişlerde, acem perdesi güçlü görevi de yapmaktadır. Bu durumda, buselik dolaşımlarda ve beyâtîden bestelenmiş eserlerde acem perdesinin sıkça gösterilmesi, buselik makamına bir yakınlaşmayı göstermesi bakımından dikkat çeker. Beyâtî makamında segâh perdesi bir asma karar perdesi niteliği gösterir. Segâh perdesinde verilen asma kararlarda, uşşak kararlara göre bir ayrıcalık görülür. Beyâtîde, segâhta verilen asma kararlarda segâha doğrudan bir pestleşme (düşüş) yapılır. Uşşak makamında olduğu gibi, dügâh perdesi gösterilerek asma karar verilmez. Karar şekillerinde de uşşaktan ayrıcalıkların olduğu görülür.

Arel, beyâtîyi şöyle tarif ediyor: Uşşak makamının inici bir şekli vardır ki, güçlüden başlar ve dizinin tiz tarafındaki buselik kısmında dolaştıktan sonra tıpkı uşşak gibi inerek dügâh perdesinde durur. Arel'in beyâtîyi bu şekilde tarif etmesinde şu hususların tesbit edildiği görülüyor: - Beyâtî makamı inici çıkıcı bir seyir takip etmektedir. - Makam güçlüden başlamakta ve buselik kısmı içinde ilk seyirlerini vermektedir. - Tıpkı uşşak makamı gibi inerek karar vermektedir. Bu ayrımlara ek olarak, Arel, beyâtîyi uşşak gibi basit makamlardan biri olarak tesbit etmektedir. Ancak beyâtî hakkında ayrı bir paragraf açarak, makamın bütün özelliklerini vermekten uzak da kalınmaktadır. Halbuki, beyâtîyi uşşaktan ayıran özelliklerin belirtilmesi icap ederdi. Beyâtîyi bu kadar önemsiz bir makam olarak görmek, onun gerekli bir şekilde incelenmesinin sonucu olabilir. Arel okulunun A ve B bendindeki görüş ve tespitleri bilimsel olarak çok yerindedir.

Aynı dizi olmasına rağmen ilk seyirlerin başka perdelerde başlayıp devam etmesi, makamların çeşnileri üzerinde ilk ve köklü etkiyi göstermiş, daha girişlerde çeşni farkları ortaya çıkmıştır. En belirgin fark, makamların kararlarına kadar devam etmektedir. Tıpkı uşşak gibi inerek karar tespiti şekli olarak düşünülebilirse de, kararların aslı ve çeşnisi de değişiklikler gösterir.

Beyâtî kararlarda rast perdesinin yeden olarak alınması usulden değildir. Uşşak kararlarda ise, sürekli rast yedenli kararlar dikkat çekmektedir. Müşterek dizisinden başka, seyir ve çeşnilerinde ve kararlarında da bir beraberlik bulunmayan bu iki makamdan beyâtî'nin uşşak'a bağlı ve onun basit bir şekli imiş gibi gösterilmesi, ne tekniğe ne de makamlarımızın kendilerine mahsus özelliklerine uygun düşer.

Kantemiroğlu'nun, beyâtîde, neva üzerinde hicaz geçkisini beyâtî'nin oluşumu içinde görmesi ve ısrarla üzerinde durmasını, bugünün anlayışı ve yorumu ile bağdaştırmak mümkün olmamaktadır, ilk dönemlerde kullanılan bu lahnî yapı, zamanla beyâtînin tiz beşlisinden kaldırılmış, Hicaz beşlisi yerine buselik beşlisi kullanılır olmuştur. Gerçi, bugün de neva üzerinde hicaz, çargâhta nikriz geçkileri yapılmakta ise de, bu icra bir geçki şeklinde olmakta ve her bestede kullanılmamaktadır. Kantemiroğlu'nun ısrarlı görüşü, beyâtînin eski yapısı ile ilgilidir ve bugün de bu eski yapıdan bir iz olarak geçici şekilde kullanılmaktadır. Abdülbâki Nâsır Dede'de gördüğümüz hicaz perdesi (aslında eviç perdesi) ise, yine yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi beyâtî makamının ilk bulunuşu ve uygulanması sırasında görülen şeklidir. Bugün elimizde bu uygulamayı gösteren hiçbir eser mevcut değildir.

Bugünkü beyâtî, köklü hicazı beşlisi olmasına rağmen, zamanla musikicilerimizin yaptıkları melodik değişiklikler sonucu, uşşak dizisi ile aynı diziyi paylaşmaya başlamış ve son şeklini almıştır. Bestekârlarımız beyâtî'de, uşşaktan çok değişik bir içtenlik sezmişler, eserlerinde içtenliği duyurmaya gayret göstermişlerdir. Makam şuhluk, şakraklık göstermemektedir. beyâtî peste doğru bir genişleme göstermez. Uşşak'tan ise, hemen yegâha kadar bir genişlemenin yapıldığını görüyoruz. Tizlerde ise, genişlemeler uşşak makamının genişlemelerine yakınlık göstermektedir. Beyâtî'yi donanımda yalnız segâh perdesinin arıza işareti ile gösterilir. Geçki yapıldığı zaman ise, icap eden perdelere gerekli arıza işaretleri konur.

Kaynak:http://www.turkmuzigi.web.tr/makam/593-beyati
Koskoca Alemde Yalnız Bir Kulum!
Kullanıcı avatarı
neyhane
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
 
İleti: 1181
Kayıt: 28 Mar 2011, 20:57
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: İstanbul-I (Avrupa)
Bulunduğu_ilçe: * Beylikdüzü İlçesi
Dogum_Tarihi: 06 Mar 1987

Türk Müziğinde Makamlar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir