Hosgeldiniz! Anonymous
Özel Arama

Ney - Kendi Kalemimden

Icinde NEY gecen her turlu edebi eseri gelin burada paylasalim

Ney - Kendi Kalemimden

İleti Lâl » 15 Eyl 2011, 23:49

Ney

Bir dağ yamacından yahut bir göl kenarından, her neyse, kendi yurdundan sökülür, dostlarından ayrılır bir kamış. Her şeyi geride bırakıp, gelir ustasının eline. Özenle dokuz boğum haline getirilir önce. Her boğum gerçek sevgiliye ulaşmak için atılan adımları simgeler adeta. Narindir de, o yüzden önce parazvâneler takılır iki ucuna, çatlamasın derdinden diye. Daha sonra çok titiz ölçümlerle açılır bedenine 7 delik. Acı çeker belki de ama her acı daha fazla olgunlaştırır onu. Önce neyzenine göre aşîrân açılır arkasına. Diğer tüm delikler önde ip gibi dizilmişken, onlara tek karşıt aşîrândır. Nevâ, hicâz ve çârgâhı, segâh, kürdî ve dügâh izler aşağıya doğru. Boğumlar ısıtılıp yakılır daha sonra. Hamdırlar geldiklerinde, ama zaman geçer, onlar pişer ve hatta yanarlar bile. Sevinirler hallerine, “Hamdım, piştim, yandım.” diye.

Gerçeği manda boynuzundan yapılan, ama fazla masraflı olmasın diye yapımında genelde delrin ya da plastik kullanılan ve adeta sevgilinin dudaklarını anımsatan başpâre takılır neyin tepesine. Susam yağı ile de banyosunu yaptıktan sonra içinden kayıp gidecek nefesin sahibini bulmak için vedalaşır ustayla. Ayrılır buradan da. Bir zamanlar eski yuvasını bırakıp geldiği bu yeni yuvadan da… Bir gün biri çıkar karşısına, büyük bir hevesle onu istemektedir. Neyi isteyen samimiyse eğer, ney hem âşık olur ona, hem mâşuk eder kendini. Hem mürit olur insana, hem de mürşit. Sabrı öğrenir insan neyden, sabırsızsa bile sabır taşına dönmeyi öğrenir. İnsan da neye, bir dostun sıcak nefesiyle mutlu olmayı öğretir.

Baş biraz eğilir sağa doğru önce, parmak boğumları kapatır delikleri. Sağ üflüyor ise neyzen adayı, sol elini sol dizine yerleştirir, neyi de dizine yaslar ve başpâreyle tanışır dudaklar. Biraz çalışmadan sonra ilk haykırış duyulur neyden, nevâ sesi ile ayrılıklardan şikâyet etmeye başlar ney. Dudak alıştıkça yeni sevgilisine, başpâre aramaz artık yerini. Dudağa gittiği gibi oturur yerleşir hemen. Deliklere göre, aşağı doğru tüm sesler çıkar zamanla. En çok “Rast” sesi zorlar insanı. Hatta şöyle bir şey okumuştum bir yerde rast ile ilgili. Eski Mevlevîhanelerde, neyzen adayı gençlere ilk neyleri perdeleri açılmadan verilirmiş. Bu durumda çıkacak ses rasttır. Eğer genç neyzen rastı çıkarabiliyor ise “Bu gençte iş var.” kanaati getirilirmiş.

Ney ile insan tasavvufta birbirine çok benzetilir. Nasıl ki kamış, ana yurdundan, dostlarından, tüm çevresinden kopup ustasının elinde çilesini doldurduktan sonra günlük yaşam içinde terbiye olmak, daha da pişmek için bir mâşuk buluyorsa kendine, derviş olmaya niyetlenen gönlü geniş ve ruhu gezgin sûfi meşrepliler de çilesini bir dergâhta doldurup, daha sonra yollara düşüp, kendilerini Allah’a yaklaştıracak dostlarını ararlar.

Allah insanı Rahman suretinde yarattı.
(Buhari, İstizan, 1;Müslim,Bir,115)

Yukarıdaki hadiste dile getirildiği açıdan da ney insana benzetilebilir. Yaradan insanı yaratırken kendi nefesinden, ruhundan üflemiştir. Allah’ın bazı özelliklerinin küçük miktarları, insanda da vardır. Ki bunlara subuti sıfatlar denir. Aynı zamanda insan vücudunda da yedi delik vardır. Ney Dertlidir, insan da kesret içinde bunalır. Diğer taraftan insan gırtlağının dokuz boğum olduğu söylenir, ney de dokuz boğumdan oluşmaktadır.

Ney sazı, bir orkestra içinde uzaktan bakan için ne kadar diğer sazlardan biriymiş gibi gözükse de, tasavvuftaki mânâsı, onu diğer sazlardan farklı kılmaktadır. Neyin bir kültürü vardır. Neye yüklenmiş anlamlar ona ayrı bir değer kazandırmaktadır. Aynı zamanda ney daha çok tasavvuf müziğinde, yani dini musikîde kullanılmaktadır.

Bu sebeple ney –en azından bir mutasavvıf için- adeta kutsaldır. Daha fazla saygı görmesi gerekir. Örneğin diğer müzik aletleri için kullanılan “çalmak” eylemi, ney kültürünce ve neyzenlerce pek hoş karşılanmamaktadır. Bunun yerine daha çok “ney üflemek” deyimi kullanılır.

Şu kesindir ki ney sazına bu değerleri yükleyen Mevlâna Celaleddin Rumi’dir. Onun farklılığına en çok o inanmıştır ki, Mesnevî adlı eserine ney ile başlaması buna en büyük kanıttır.

Dinle neyden, zira o bir şeyler anlatmada,
Ayrılıklardan şikayet etmededir.
Ney der ki :
Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,
İniltim kadın – erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.

Ney sazı, kimileri tarafından icra edilmesi en zor saz olarak nitelendirilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki icra edilmesi kolay saz yoktur. Her mesleğin olduğu gibi her sazında zorluğu vardır. Öyle ki müzik başlı başına zorluklarla dola bir yoldur. Ney değer görmek isteyecek kadar kıymetli bir sazdır. Neyzen adayına lâzım olan; heves, düzenli çalışma ve en önemlisi, sabırdır.

Ses çıkarması, bakımı zor olsa da, iyi yerlere gelebilmek, tam mânâsıyla neyzen olabilmek için yoğun çalışma ve tonlarca sabır taşını çatlatacak derecede sabır gerektirse de, günümüzde ney doğu ile batıyı, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ve hatta inananla inanmayanı bile aynı nefesten çıkan derin ve yanık tınılarda büyülemeye ve ortak noktada kesiştirmeye devam etmektedir.

---

Okulumuzun dergisi olan ipekli mendil de yayınlandı geçen sene.
vesselâm...
Kullanıcı avatarı
Lâl
 
İleti: 69
Kayıt: 12 Ağu 2011, 01:11
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: Bursa
Bulunduğu_ilçe: * Orhangazi İlçesi
Dogum_Tarihi: 12 Şub 1995

Re: Ney - Kendi Kalemimden

İleti neyhane » 16 Eyl 2011, 10:58

Paylaşım için teşekkür ederim.

Muhabbetle...
Koskoca Alemde Yalnız Bir Kulum!
Kullanıcı avatarı
neyhane
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
 
İleti: 1181
Kayıt: 28 Mar 2011, 20:57
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: İstanbul-I (Avrupa)
Bulunduğu_ilçe: * Beylikdüzü İlçesi
Dogum_Tarihi: 06 Mar 1987


Edebiyat ve NEY

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir