Hosgeldiniz! Anonymous
Özel Arama

Haris Lambrakis

Neyzenlerimizin kisa ozgecmisleri ve irtibat bilgileri

Yetkili: LynXMaSTeR

Haris Lambrakis

İleti neyhane » 10 Ekm 2011, 21:07

Konu: ‘Ney’ler inledi, ‘hasret’ dile geldi
Yazar: Hasan Hacı
Yazar Mail: h.haci@gonuldengonule.com

"Ney bir aşk senfonisidir. Öyle bir aşkın senfonisidir ki: Eritir, harap eder, helâk eder, çıldırtır."

Yüzyıllardır insanlığı sesinin güzelliği, sıcaklığı ve yumuşak vuruşlarıyla büyüleyen çeşitli uzunluktaki ‘ney’ler, neyzenlerin sıcak nefesleriyle can bulmuş, dinleyenleri de adeta büyülemişlerdir.

Ney, sade ve bir o kadar da mükemmel teknik yapısı, benzersiz içli sesinin güzelliği ile dünyanın değişik coğrafyalarında yankılanmaya devam eden bir enstrümandır. Ney’in, klasikten popülere, dini-tasavvufi müzikten elektronik müziğe kadar geniş bir kullanım alanı vardır.

Ney, Mevlâna başta olmak üzere doğulu ve batılı müzikolog, yazar ve müzisyenler tarafından en fazla övgüyü alan çalgılardan da biridir. Yüzyıllardan günümüze kadar önde gelen Türk, Arap, İranlı, Yunan ve Yahudi ustalar, ney’e hayat vermekle kalmamış, ayrıca Doğu'nun dini duyguları kuvvetli, hisli, hicranı ve çilesi zaman geçtikçe daha da artan insanlarının ayrılık türküsünü ve ağıtını haykırmış, acılarına ve zorluklarına tercüman olmuşlardır. Ney, adeta ayrılığa isyan borusu çalarak şikâyetini nağmelerle dile getirmiştir.

Mevlâna, Mesnevi adlı eserinin girişinde neyin, sevgilisine kavuşamamasının yani; Allah'a ulaşamamasının şikayetini hikaye ettiğini belirtiyor.


11-12-13 Ekim tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşen 1. Uluslararası Ney Festivali, Akdenize komşu farklı ülkelerdeki ney üstadlarını bir araya getirerek biraz olsun hasretlerini gidermelerine fırsat verdi. Ülkelerinin en ünlü ney üstadlarının bu buluşmasını kaçırmak istemeyen neyseverler, üç gün boyunca Tarık Zafer Tunaya ve Cemal Reşit Rey Konser salonlarını tamamen doldurarak, neyin farklı ülkelerde yakaladığı üslup ve teknik çeşitliliğini neyin içli ve duygulu sesinde yaşamanın ayrıcalığını tattılar.

Festivale en genç ikinci neyzen ve tek Hıristiyan sanatçı olarak katılan 27 yaşındaki Yunanistanlı Haris Lambrakis, hem ney çalış tekniklerinden bilgiler verdi hem de verdiği konserle salonu dolduran neyseverlerin coşkulu alkışlarını aldı.

Adıyla bütünleşmiş (Hari: Yunanca'da “incelik, zerafet ve ca-zibe” anlamlarına geliyor) naif tavırlarıyla dikkat çeken Lambrakis'le CRR'deki konser sonrası tanışma fırsatı bulduk. Görüşmemizde genç neyzene İstanbul'da binlerce kişinin önünde konser vermenin nasıl bir duygu oladuğunu sorduğumuzda, dünyanın değişik ülkelerinden ney üstadlarının ve binlerce neyseverin karşısında ney üflerken çok heyacanlandığını ama bu gecenin hayatında çok özel ve belleğinde unutulmaz bir yer edineceğini ve devamlı hatırlayacağını söyledi.

Festival’de ‘ney’den gayda sesi çıkartması gibi farklı ney üfleme tekniklerinden örnekler veren Lambrakis, Doğu'ya göre daha Batı'da kalan bir ülkeden -Yunanistan- olmasından olsa gerek yaklaşık 45 dakika verdiği konserde diğer neyzenlere göre daha canlı ve tempolu eserler icra etti. Bunu önceden planlamadığının altını çizen sanatçı, "o an içimden nasıl geldiyse öyle icra ettim" dedi. Neyin yumuşak, içli ve hüzünlü sesinin kendisini çok etkilediğini belirten Lambrakis'le müzik ve neyle tanışıklığının geçmişini ve yaptığı/yapmayı düşündüğü çalışmalarıyla ilgili genişçe bir söyleşi yapma fırsatı bulduk.

Lambrakis'in samimi cevaplarını zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Bir sonraki sayıda buluşabilmeyi umarken, kutlu oruç ayınızın ebedi güzelliklere vesile olmasını temenni eder, aile ve sevdiklerinizle hoş bir bayram geçirebilmenizi temenni ederiz. Sevgiyle Kalınız. İyi okumalar...

Konu: Neyzen Haris Lambrakis: 'Ney'i sevgi için icra ediyorum
Yazar: Röportaj: Hasan Hacı - Fotoğraflar: Rıdvan Emrullah Hasan
Yazar Mail: h.haci@gonuldengonule.com

Avrupa Birliği'nin desteklediği "Euromed Mirası II" programının genişletilmiş bir bölümü olan "MediMuses" projesi, ortak Akdeniz müzik mirasının ve özellikle yeni ve klasik müziğin öğelerini araştırma, yeniden oluşturup tanıtma amacı kapsamında düzenlenen 1. Uluslararası Ney Festivali, 11-12-13 Ekim tarihlerinde İstanbul'da gerçekleşti. Türk, Fas, Yunanistan, Lübnan, İran, Ürdün ve Tunus gibi dünyanın değişik yerlerinden festivale katılan neyzenler, ilk defa İstanbul'da biraraya geldi. Akdenizli dokuz ney ustası, tavır, teknik ve ney gelenekleriyle ilgili bilgiler aktarırken, müzikologlar da neyin tarihi gelişimi ve neyi başarıyla icra ederek bugünlere gelmesini sağlayan ustalar hakkında malumat verdiler.

Neyzenler, "Ustalık Sınıf-ları" bölümlerinde verdikleri bilgileri bizzat icra ederek üslup ve tekniklerinden örnekler sunarken, 12-13 Ekim akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda verdikleri konserlerle de salonu dolduran neyseverler tarafından beğeniyle takip edildiler.

1. Uluslararası Ney Festi-vali'nin ilginç konuklarından biri Yunanistan’lı neyzen Haris Lamb-rakis'di. 15 yaşında neyle tanışan Lambrakis, Atina’daki Palini Müzik Lisesi'nden mezun olmuş. Düzenli dersler ve çabalarla kendini geliştiren 27 yaşındaki neyzen, bugün Yunanistan'da profesyonel anlamda ney icra eden sanatçıların başında geliyor. Lambrakis, Yuna-nistan'ın önde gelen müzisyenlerinden Savina Giannatou, Hristos Tsiamoulis, Occasional Dream Topluluğu ve bir çok müzisyenle çalışmış, yurtdışı da dahil olmak üzere bir çok konserler vermiş ve kayıtlar yapmış. Ney icra ederken sanki onunla sohbet ettiğini söyleyen sanatçı, özellikle neyin yumuşak ve içli sesinin kendisini çok etkilediğini söylüyor.

12 Ekim Pazar akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nu dolduran neyseverlere bir konser veren ve beğeni toplayan sanatçıyla 13 Ekim Pazartesi akşamı festival yerindeki fuayelerde bir röportaj yapma fırsatı bulduk. Neyle nasıl ilgilenmeye başladığı, yaptığı çalışmalar, tasavvuf ve tasavvuf müziği hakkındaki düşünceleri, bundan sonraki çalışmaları, çok sevdiğini söylediği İstanbul ve Türk-Yunan diyalogu gibi bir çok konudaki sorularımızı cevapladı. Lambrakis-'in samimi yanıtlarını zevkle okuyacağınıza inanıyoruz.

***
Müzikle, “ney”le ilgilenmeye başlamanız nasıl oldu? Müzik geçmişinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Babam darbuka çalıyordu, ayrıca evde çok değişik müzik kasetlerimiz vardı. Klasik, Caz, Hatzidaki'den ve geleneksel müzik parçalarından oluşan kasetler. Küçük yaşlardan itibaren müzik dinlemeyi sevmeye başladım. 12 yaşında müzik ortaokuluna başla-dım. Orada bir çok enstrümanla tanışma fırsatı buldum. Ud ve saz başta olmak üzere değişik enstrümanlar. İlk önce saz dersleri almaya başladım. Ancak ney diğer enstrümanlara göre beni daha çok etkiledi. 15 yaşından itibaren de ney derslerine başlamış oldum.

Müzik okuluna gitmeye sizi birileri mi yönlendirdi?

Babam müzik okuluna gideceksin dedi. Ben gitmem dedim. Bana otobüs götürüp getirecek deyince otobüse binmeyi sevdiğim için kabul ettim. Müzik hoşuma gitti hem de çok. 15 yaşında neye başladım ama daha önce de belirttiğim gibi küçük yaşlardan itibaren evimizdeki geniş müzik arşivinin de etkisiyle şarkılar, türküler dinliyor ve okumaya çalışıyordum.

Ney öğrenmeye karar verdiğinizde ailenizin ve çevrenizin tepkisi ne oldu?

Aslında ud, saz, ney ve geleneksel müzik aletlerini ailem çok iyi tanımıyordu. Sadece buziki ve gitarı tanıyorlardı. Ama okulumu ailem de beğendi. Aynı zamanda piyano çalmasını da öğrendim. Babam ressam olduğu için beni bu konuda daha da cesaretlendirdi ve sonuna kadar destek oldu. Zaten eğer ressam olmasaymış müzisyen olmak istermiş.

Ney çalmayı diğer müzik aletlerini çalmakla karşılaştırdığımızda sabır gerektiren ve çok zor bir uğraş. Bu zor uğraşı başarabilmenizde neler etkili oldu?

Çok doğru. Özellikle baştan çok sabır gerektiriyor. Çünkü kolay kolay ses çıkartamıyorsun. Aslına bakarsanız tüm müzik aletlerini çalmayı öğrenmek zordur. Ney öğrenmeye başladığımda baştan ses çıkartamadığım için çok canım sıkıldı hatta sinirlendiğimi hatırlıyorum. Bir haftada ses çıkartmayı başardım ama siz birde bana sorun bu bir haftayı nasıl geçirdiğimi. Şunu söylemem gerekiyor; eğer küçük yaşlarda başlarsanız ve başka müzik aletleriyle de fazla ilgilenmezseniz daha çabuk ses çıkartılabilir ve öğrenilebilir.

Neyden başka çaldığınız herhangi bir enstrüman var mı?

Biraz da piyanoyu severek çalıyorum. Ben ney üfleyerek ha-yatımı kazanıyorum. Ayrıca ney icra ederek keyifleniyorum. Çok iyi gidiyor çalışmalarım. Allah'a şükür.

Ney hocalarınız kim/kimlerdi?

Silvia Kutruli, Atina'daki müzik okulumun hocalarından biriydi. Kendisi Hristo Tsiamoulis'in öğrencisidir. Hristo, ilk defa İstanbul'dan Yunanistan'a ney getirip profesyonel olarak icra etmeye başlayan kişidir. Yaklaşık 1 yıl Silvia'dan ders aldım. Ancak daha sonra çalışmalarımı kendi kendime ve çevremdeki bilenlere sorarak devam ettirdim. Çünkü bir yılın sonunda öğrendiğim neyi geliştirebileceğim hoca yoktu. Böylece tek başıma çalışmalarımı sürdürdüm.

Türkiye'de Süleyman Erguner, Kutsi Erguner ve genç kuşaktan Mercan Dede gibi neyzenlerle tanışma fırsatı bulabildiniz mi?

Süleyman Erguner, Kudsi Erguner, Niyazi Sayın'ı ve daha modern-çağdaş formlarda ney üf-leyen Mercan Dede'yi tanıyorum. Kudsi Erguner ile tanışmamız çok ilginç oldu. Bir gün Selanik'te (Thessaloniki) elimde neyimle bir konser sonrası kaldırımda yürürken, biri bana elimdekinin ne olduğunu sordu. Ben ney deyince bana kendisinin de ney icra ettiğini ve bir konser için Selanik'te (Thessaloniki) bulunduklarını söyledi. Adını sorduğumda bana Kudsi Erguner olduğunu söyledi. Bu benim için gerçekten çok ilginç ve hoş bir tanışmaydı.

Örnek aldığınız veya onlar gibi olmak isteyebileceğiniz neyzenler var mı?

Örnek almak istediğim bir çok kişi var aslında. Arap ülkelerinden birinde veya Türkiye'de yaşamıyorum. Sevdiğim bir Türk veya Arap neyzenden alabileceğim/öğrenebileceğim kadarını onların eserlerini dinleyerek almaya/öğrenmeye çalışıyorum. Ama bir Türk gibi ney çalamam; çünkü bu ortamın içerisinde değilim , burada doğmadım ve yaşamıyorum.

Eğer karşınıza böyle bir fırsat çıksaydı İstanbul’da yaşamak ister miydiniz?

Evet. Burada belli bir süre kalmayı çok isterdim. Ama Atina'dan, evimden uzakta bulunmak şimdilik zor görünüyor. Gelecekte İstanbul'da kendimi daha iyi geliştirebilmek için kalabilirim. Bu arada Türkçe öğrenebilmek için Atina'da 4-5 aydır Türkçe kurslarına devam ediyorum.

Ayrıca doktora da yapacağınızı öğrendik. Bundan dolayı bu isteğiniz en azından şimdilik gerçekleşmeyecek sanırım.

Evet doğru. Selanik (Thes-saloniki veya Atina'da doktora yapacağım ama büyük ihtimalle Atina'da. Onun için şimdilik Atina'da kalmam gerekiyor.

Doktora çalışmanız ne üzerine olacak?

Özellikle 1980'den sonra Atina'da kurulan ve geleneksel müzik aletleriyle çalan grup ve orkestralar üzerinde çalışmak istiyorum. Ross Dale ve daha bir çok Ege kaynaklı gruplar üzerinde çalışmalarım yoğunlaşacak.

Ney deyince akla ilk gelen tasavvuf oluyor. Mev-lana'nın Mesnevi adlı eseri "Dinle neyden" diye başlıyor. Neyi tasavvuf müziğiyle birebir ilişkili olan bir müzik aleti olarak düşününce, tasavvufun sizin açınızdan önemi nedir?İnceleme fırsatı bulabildiniz mi?

Mirmiroğlu'nun Derviş isimli eserini inceledim. Mesnevi'yi de biliyorum. Ney mistik bir müzik aleti. Bu eserden tasavvufun karakterini ve neyle olan ilgisini okudum. Ama çok ayrıntılı olarak Sufizmi incelediğimi söyleyemem.

Ama dinsel müzik çeşitlerinden biri olan tasavvuf müziğini duymaya/anlamaya çalışıyorum. Ve tasavvuf kaynaklı eserlerden çalabildiklerimi icra ediyorum. Yunus emre ve diğerlerinden, özellikle evde çalışırken, ilâhiler icra ediyorum. İlâhi kültürünü çok ayrıntılı bilmesem de bildiklerimi icra ederim. Ama ilâhi okuyan biriyle veya orkestrayla birlikte şimdiye kadar beraber ney icra etmedim.

Buna rağmen dinsel müziğe çok fazla girdiğimi veya girebileceğimi zannetmiyorum. Bunu yapamam da zaten. Çünkü dinim başka. Ben Hıristiyanım. Dinlerimizin, inandıklarımızın birbirine çok yakın olduklarını biliyorum. Ama bir başka çevrede yaşadığım için zor görünüyor, belki başka bir çevre olsaydı değişik olabilirdi.

Mistik bir müzik aleti olan neyi, çalmaya başladıktan sonra hayata bakış açınızda değişiklikler oldu mu?

Gerçek şu ki ney çok özel bir müzik aleti. Doğrudan, aracısız ve sade bir enstrüman. Sanki türkü okuyorsun gibi birşey. Özellikle icra ederken çok içten ve duygulu bir alet olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Belkide onun için insanları çok etkiliyor. Ney çalmaya başladıktan sonraki hayatımla şimdiki hayatımı karşılaştırdığımda çok ciddi ayrımlar yapıp yapmadığını net olarak söyleyemem belki ama insanı daha içe dönük ve kalbinin sesini dinlemeye yönlendirdiği bir gerçek.

Ney bağlamında düşündüğünüzde ayrılık, sevgi, hüzün ve gurbet kelimelerine hangi anlamları yüklüyorsunuz?

Özellikle hüzün ben de çok yoğun ve durağandır. Kolayca hü-zünlenen bir insanım. Aşk için de aynı şeyi söyleyebilirim. Gurbeti şimdiye kadar yaşadığım veya hissettiğimi söyleyemem. Doğduğum yerde yaşadığım için acısını anlayabilirim ama çok ciddi olarak hissetmiyorum, çünkü yaşamadım. Hüzünden dolayı olsa gerek, ney beni daha çok çekiyor, beni anlatıyor. Çünkü neyin içinde, sesinde hüznü var. Gurbet ile neyi ise benim açımdan çok fazla ilişkili göremiyorum. Özellikle büyük şehirlerin stresi ve günlük hayatın koşturmacaları içinde ney dinlemenin sizin için özel bir anlamı olmalı?

Ney beni daha çok rahatlatıyor ve dengede kalmamı sağlıyor. Dinle bağlantılı göremiyorum. Böyle insanlar tanımadım. Şimdi festivalde Ömer Erdoğdular'ı tanı-dım. Onu bütün bir insan olarak, yani dini kimliği ve neyle çok yakın ilişkili gördüm. Ney icra etmeye başladığımdan bu yana yeni tanıştım kendisiyle. İstanbul'da yaşıyor ve kendisi Niyazi Sayın'ın öğrencisidir. Ona baktığım zaman bu dinsel tarafını da görebiliyorum, yani neyle dindar kimliğini bütünleştirmiş bir insan...

Ney, Klasik Türk şiirinde genellikle acı ve ızdırabın sembolü olarak kullanılmıştır. Yunanistan'da müzikler genelde hareketli ritimlerden oluşuyor. Neyin mistik sesine Yuna-nistan'da nasıl tepki verildi?

Bana göre Yunanlılar neyin mistik yönünü yeterince bilmiyorlar. Ama akustik olarak az da olsa tanıyorlar. Yunanistan'da daha çok ses kalitesi olarak hem canlı hem de daha ağır müziklerle birlikte kullanıldı. Ama neyi dini müzikle ilişkili düşünerek kullanıldığını hiç duymadım. Özellikle de klasik ve Osmanlı müziğinde ızdırabın sembolü olarak kullanıldığı şekliyle. Belki geleneksel halk müziğinde yapılan kayıtlarda biraz, çünkü orkestrada eğer kanun, ud veya ney varsa klasik Osmanlı müziğine benzediği için ney de biraz benziyor. Ama Yunanistan'da Türkiye'de kullanıldığı kadar mistik yönü ön plana kesinlikle çıkmıyor.

Ney Yunanistan'da seviliyor mu? Yeterince ilgi görüyor musunuz?

Evet Yunanlıların neyi çok sevdiklerine inanıyorum. Ney, klarnet veya diğer enstrümanlar gibi değil. Bence beğeniyorlar. Hem Yunanistan'da artık moda olup tüketilen ve sonra da unutulan bir müzik türü değil. Çünkü uzun yıllardan bu yana ney kayıtları var. Sevildiği için kalıcı olduğunu düşünüyorum. Çünkü ney, klarnette olmayan yumuşak ve etkileyici sesiyle, Yunanistan'da kullanılan diğer üflemeli enstrümanların dolduramadıkları boşluğu doldurdu. Ney gibi bir enstrüman yoktu.

Sizin daha önce Ankara'daki gençlik festivallerinden birinde Rock müziği yapan Occasional Dream Topluluğu ile sahneye çıktığınızı öğrendik. Rock müziği ve neyi nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Daha önce de söylediğim gibi, çok küçük yaştan itibaren caz, rock ve geleneksel müzikleri dinleyerek büyüdüm. Onun için bana anormal gelmiyor. Evimiz böyleydi. Tek müzik türü değil bir çok müzik türünü dinleme fırsatı buldum. Babam, kasetten caz müziğini dinlettikten sonra, Arapların üfledikleri ney kasetini daha sonra bir klasik müzik kaseti dinletiyordu. Her şey birbiriyle bağlantılı, aktarmalıydı diyebilirim. Ve hepsini seviyorum ve çok fazlaca açıkçası üzerinde düşünmüyorum. Eğer gönülden geldiği gibi çaldıktan sonra uyup uymadığı üzerinde çok durmuyorum.

Ankara'daki konserimiz çok ses getirdi. Ayrıca gençlik festivaline katılan başka Türk Rock grupları da vardı. Hatta "Hard Rock" yaptıkları halde ney de kullanıyorlardı. Rock müziği içinde neye yer verme işi Türkiye'de de yapılan birşey.

Her eserin sizin için önemi başkadır ama en çok hangi makamda ve hangi eseri icra etmekten zevk alıyorsunuz?

Çok zor bir soru. Hoşuma giden çok fazla makam ve parça var. Ve sadece Türkçe de değil. Yine daha çok keyfime ve o anki psikolojik durumuma göre birşeyler çalarım. Hindistan, Fas hatta Afrika'ya kadar bir çok ülkenin müziklerini evde oturup severek çalabilirim. Yunanca parçaları da çok severek çalıyorum ve özellikle de kökenimizin bağlı olduğu eski Epir bölgesindeki köyümüzü hatırlatan parçaları...

Savina Yannatou, Hristos Tsiamoulis'le çalıştığınızı biliyoruz. Bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Savina Yannatou ile yıllardan bu yana devamlı olarak çalışıyorum. Ama Hristo ile 2-3 yıldan bu yana çalışmıyoruz. Biri diğerini getiriyor. Yunanistan'da çok az insan ney üflüyordu. Şimdilerde artıyor ama benim başladığım yıllarda sadece 3 kişi vardı. Bunlardan ikisi profesyonel değildi. Geriye sadece ben kaldığım için orkestrasında ney kullanmak isteyen müzisyenler benimle çalışmak istiyorlardı. Sonuçta bir çok müzisyenle tanışma fırsatı buldum. Böyle oldu.

Yunanistan'da kaç neyzen var?

Bugün itibariyle ney öğrencisi çok. Net rakamı bilemeyeceğim ama profesyonel olarak grup ve orkestralarda 15-20 civarında neyzen olduğunu tahmin ediyorum.

Müziklerinizde vermek istediğiniz belli başlı mesajlar...

Bu da gerçekten zor bir soru. Kırk yıl düşünmem gerekir. Daha çok gençim. Ama insanların birbirlerini sevmelerini istiyorum. Keşke sevseler. Aslında tüm insanlara sevgi mesajını vermek için ney icra ediyorum. Evet, kin ve nefret değil, sadece sevgi olsun. Başka bir şey değil.

Türkiye ve Yunanistan'daki depremlerden sonra iki ülke arasında dostluk ve diyalogun geliştirilmesinde sanatçıların çabası önemliydi. Bu konudaki görüşünüz?

Burasını (İstanbul) ken-dime çok yakın buluyorum. Bugün bir arkadaşımla konuşuyorduk; eğer Almanya'da herhangi bir şehirde bir hafta kalsak hemen veya en kısa sürede Yunanistan'a evime dönmek isterim. Hadi yeter, dönmeliyiz derdim. Ama İstanbul çok değişik bir şehir. Burası, insanlarıyla birlikte yaşayabileceğimi hissettiğim bir yer. Ankara da öyle. İnsanları kendime çok yakın buluyorum. Yunanlı olduğum için bana yan gözle bakan veya yaklaşan biriyle karşılaşmadım. Herşey çok güzel. Ayrıca insanları özellikle de gençler gerçekten çok cana yakın. Yunanistan'da merkezi şehirlerden Atina başta olmak üzere bu kadar cana yakın insan bulmanız çok zor.

İstanbul'u çok seviyorsunuz...

Evet çok. Ayrıca ninem de burada doğmuş; Galata'da, altı yaşındayken buradan ayrılmışlar.

Böyle bir etkinliği Türkiye'den hangi sanatçıyla/ sanatçılarla yapmak isterdiniz?

Derya'yla birlikte konser vermek isterdim. Gerçekten çok iyi müzik yapıyor. Onu dinlemekten zevk duyuyorum. O'nun dışında şimdi aklıma bir başkası gelmiyor. Ama burada çok kaliteli müzik ve müzisyenler var. Neredeyse herkes bir müzik aleti çalabiliyor ve şarkı okuyabiliyor.

Yunanistan'da ney dersleri veriyor musunuz?

Hayır yaklaşık bir yıldan bu yana vermiyorum. Eskiden Odeo başta olmak üzere değişik yerlerde dersler veriyordum. Dersleri çok düzenli yapmak gerekiyor. Eğer devamlı başka işleriniz varsa dersler aksamaya başlıyor. Onun için bir yıldır ney dersleri veremiyorum.

Kaç yıl ders verdiniz?

Çok uzun yıllar. Neyi öğrenmemin üzerinden henüz 2-3 yıl geçmesine rağmen ders vermem için teklifler yapılmaya başlanmıştı. Öğrenmek isteyenler vardı ama ney dersleri verecek öğretmen yoktu. O'nun için 18-19 yaşımdan itibaren ney dersleri vermeye başladım.

Uluslararası 1. Ney Festivali'ne katılan diğer neyzenlere göre daha hareketli eserlere yer verdiniz. Bu genç yaşınızın getirdiği bir tercihmiydi, başka sebepleri var mı?

O an nasıl hissediyorsam öyle çalarım. Hangi parçayı icra edeceğimi çok düşünmüyorum. Özel bir tercih olduğunu söyleyemem. Böyle üflemek hoşuma gidiyor. Yani kesinlikle diğer neyzenler arasında belirgin olmak gibi bir düşünceyle yapılmış bir seçim değildi o. O an öyle icta etmek içimden geldi ve sevdiğimden dolayı öyle icra etmiş oldum.

Trakya'da konserler verdiniz değil mi?

Evet, Savina ile hemen hemen her yıl Trakya'ya konser vermeye geliyoruz. Gümülcine (Ko-motini), İskeçe (Xanthi), Şapçı (Sapes), Dedeağaç (Alexandroupoli) ve Kumçifliği’nde (Orestiada) konserler verdik.

Albüm çıkarmayı düşünüyor musun?

Şimdilik hayır. Çıkarmak için çok acele etmiyorum. Bu konuyla ilgili fikirler de gelmiyor değil. Ne zaman olur bilemiyorum ama bir albüm çıkarmayı düşünüyorum.

Verdiğiniz tüm bilgiler için çok teşekkür ederim. Müzik hayatındaki çalışmalarında ba-şarılarının devamını dilerim.

Ben teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Size de yayın hayatınızda başarılar dilerim.

Haris Lambrakis Kimdir?

1976 yılında Atina'da doğan Haris Lambrakis, Palini Müzik Lisesi'nden mezun olduktan sonra Atina Üniversitesi Müzik Bölümünde eğitimini sürdürdü. 15 yaşından itibaren Ney dersleri almaya başladı. Halen etnomüzikoloji konusunda doktora tezini hazırlamaktadır. Giannis Arvanites ile Bizans müziği, Andreas Symvoulopoulos ile caz müziği derslerine katılmış ve Giannis İoannidis ile kompozisyon çalışmaları yapmıştır. Neyzen olarak Yunanistan'ın önde gelen müzisyenlerinden Savina Yannatou, Hristos Tsiamoulis, Haig Yazdjian, Ross Daly, Occasional Dream topluluğu ve daha bir çok müzisyenle, Yunanistan ve diğer ülkelerde konserler verdi ve kayıtlar yaptı. 2000-2001 yıllarında iki kez Ankara'da gençlik festivallerine katılarak Rock müziği yapan Occasional Dream Topluluğuyla konserler verdi.

Kaynak: http://www.gonuldengonule.com/index.asp
Koskoca Alemde Yalnız Bir Kulum!
Kullanıcı avatarı
neyhane
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
 
İleti: 1181
Kayıt: 28 Mar 2011, 20:57
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: İstanbul-I (Avrupa)
Bulunduğu_ilçe: * Beylikdüzü İlçesi
Dogum_Tarihi: 06 Mar 1987

Neyzenler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir