Hosgeldiniz! Anonymous
Özel Arama

Türklerde tezhip sanatının geçmişi

Tezhip Sanatları hakkındaki paylaşımlarımız için açılmıştır.

Türklerde tezhip sanatının geçmişi

İleti neyhane » 02 Nis 2011, 00:11

tezhip-ornegi-2.jpg
tezhip-ornegi-2.jpg (144.63 KiB) 3914 defa görüntülendi

Türklerde tezhip sanatının geçmişi

Türk tezhip sanatının en eski örnekleri, Türklerin tarih sahnesine çıktıkları ilk devirlerden itibaren görülmüş, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde motifler ve renkler açısından olağan gelişmesini yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim (1512-1520) tarafından zaferle sonuçlanan Çaldıran Savaşı’ndan (1514) sonra Tebriz’den İstanbul’a getirtilen sanatçılarla bu sanatta önemli ilerlemeler ve yenilikler gözlenmeye başlanmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi (1520-1566) tezhip sanatı açısından zirvede olan bir dönemdir. Bu dönemde, zahriye, serlevha, sure başları ve hatime sahifelerinde zengin işçilik görülmeye başlanmış, altın çok kullanılmış ve lacivert renk dönemin önemli rengi olmuştur.

Zahriye sahifelerinde formlar, altıgen, sekizgen, dörtgen şeklindedir. Bu devrin önemli özelliğinden biri de “saz yolu” üslubunun görülmesi ve güzel örneklerini vermesidir. Saray nakışhanesinde doğulu sanatçıların etkileri saz yolu üslubunda olduğu gibi açıkça görülmektedir. Kanuni Sultan Süleyman devrinin döneminin ekol yaratan ünlü nakkaşların başında Şah Kulu ve Kara Memi gelmektedir. 1520-1526 yılları arasında faaliyet gösteren Şah Kulu Osmanlı Sanatında kitab bezemesinden kumaşa, çiniden kuyumculuğa kadar yaygınlaşan özgün bir üslubun, saz üslubunun yaratıcısı olmuştur. Onun öğrencisi olan Kara Memi ise, Osmanlı süsleme sanatının gelmiş geçmiş en önemli sanatçılarından biri olarak dikkati çeker. Aslında müzehhip olan Kara Memi kitab sanatının klasik kuralların dışına çıkan, yeni motiflerle o güne değin görülmemiş bir üslubun yaratıcısı olmuştur. Kullanılan renkler ise altın ve laciverdin uyumu ile birlikte turuncu, yeşil, vişneçürüğü, pembe, sarı, eflatun, siyah ve bu renklerin çeşitli tonlarıdır. Çiçeklerde hemen hemen bütün renkler kullanılmıştır. Tabiattan yetiştiği şekilde alınan, gül, nergis, lale, sümbül, süsen, haseki küpesi, zerrin ve bahar çiçekleri kullanılmıştır.

Lale Devri’nde (1718-1730) Batı sanatı etkisi Türk tezhip sanatında etkisini göstermeye başlamıştır. Bu bağlamda, Fransız Rokoko sanatının tesiri önemli ölçüde olmuştur [2]. Bu tesir sonucunda, klasik form tamamen terkedilmiş, iri çiçekler, buketler, vazo, saksı veya sepet içinde buketler, kurdela ile bağlanmış çiçekler bolca kullanılmış, XIX. yüzyılın sonuna kadar aynı üslub devam etmiştir.

Yazı ve etrafında toplanan sanatları öğretmek üzere 1914 yılında “Medrese-t-ül Hattatin” adı ile açılmıştır. İlk müdürü Hattat Arif Bey olan mektebin amacı yazı, tezhip, halı, cilt, ebru ve ahar gibi eski sanatlarımızın devamını sağlamaktır. Mektep, Harf İnkılabı’na (1928)kadar önce kurulduğu adla, sonra “Hattat Mektebi”, akabinde de “Şark Tezyini Sanatlar Mektebi” adı altında faaliyetini sürdürmüş ve nihayet 1936′da Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlanmıştır. Şark Tezyini Sanatlar Mektebi’nin kurulması ise doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı Atatürk’ün talimatıyla olmuştur.

Kaynak: netdergim.com/turklerde-tezhip-sanatinin-gecmisi
Koskoca Alemde Yalnız Bir Kulum!
Kullanıcı avatarı
neyhane
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
 
İleti: 1181
Kayıt: 28 Mar 2011, 20:57
Cinsiyet: Erkek
Yasadiginiz sehir: İstanbul-I (Avrupa)
Bulunduğu_ilçe: * Beylikdüzü İlçesi
Dogum_Tarihi: 06 Mar 1987

Tezhip Sanatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir